23 Haziran 2010 Çarşamba

NE DÜŞÜNÜRSÜNÜZ?

 
                                    Zaybir yönetim kurulu arıcı ziyaretlerinde.
 

    Yöremizde bal hasatı yaklaştı.Arıcılar paylaşımcıdır ve herkes için iyi şeyler düşünürler.Bir söz vardır;'Benim için ne düşünüyorsan cenab-ı Allah sana iki katını versin.'Bu sözle ilgili bir hikaye yazayım dedim.
    İki esnaf birbirinden nefret ediyordu.Hırslı bir rekabet vardı aralarında.Bir gün bu esnaflardan biri dükkanının bodrumunda bir lamba buldu.Onu temizlemek için ovalarken içinden bir cin çıktı.Cin adama sordu:
'Dile benden ne dilersen!Yalnız bir kural var.Kendine ne dilersen,iki mislini karşındaki komşuna vereceğim.Çok zengin,sağlıklı ve mutlu olmayı dilersen,iki katını karşı komşuna vereceğim.Şimdi karar ver ve isteğini söyle.'
Adam düşündü ve dileğini söyledi.'İşimin yarısını kaybetmek istiyorum.'
    Bana sorsalardı bu sene için ne kadar bal hasatı dilersin diye.Çin ortalaması derdim.Tabi sizlere de iki katını.

12 Haziran 2010 Cumartesi

ARI ÇALIŞIR ARICI YATAR

  Arıların bal çekmeye başladığı bugünlerde biz arıcılar diğer zamanlara nazaran biraz daha rahatız.Yapılacak işler her zaman vardır.Bugün kuvvetli kovanların birinci ballıklarından bal çekilen çıtalardan 4-5 tanesini ikinci ballıklara alıp yerlerine kabarılmış petekler verdim.İnşallah her şey güzel olacak.

31 Mayıs 2010 Pazartesi

Fotoğraflar Anıları Tazeler






        1975-76 yılı mezunu Zonguldak Sanat Okulu mezunu elektrik bölümü sınıf arkadaşları hocamızla beraber Amasra'da bir araya gelerek eski anıları tazeledik.Çok güzel bir gün yaşadık.Tekrar bir araya gelmek dileğiyle ayrıldık.

28 Mayıs 2010 Cuma

BALA HAZIRIZ


        Ana,destek ve üretim kovanları                                                       Kara kovan çıtaları
        

       Arıcıların tek düşüncesi bal akımından önce arılarını yeterli yoğunluğa ulaştırmaktır.Üretim kovanlarını destek kovanlarından takviye alarak yeterli düzeye getirdik,destek kovanlarından ana arı ürettik.Bal için arılarımızı hazırladık.Biz bize düşeni yaptık,bundan sonrası bizim dışımızda.
      Hikayeyi hepiniz bilrsiniz.Adamın evli iki kızından, önce biri ziyarete gelir.Nasılsınız diye sorduğunda baba bütün arazilerimize buğday ektik.Önümüzdeki bir ay yağmurlu geçerse inşallah ürünümüz çok güzel olacak.Babası iyi kızım demiş.İkinci kız ziyarete gelir.Nasılsınız diye sorduğunda,baba harmanların hepsine tuğla kestik.Bir ay yağmur yağmaz, aşırı sıcaklar olursa çok güzel hasatımız olacak. Babası iyi kızım demiş.Hanımıyla başbaşa kaldıktan sonra Allah ikinizin de gönlünüze göre versin demiş.
     Haziranda 20-25 günlük kestane akımında arıcılar aşırı sıcaklığı ve yağmuru istemezler heralde.Allah her şeyi gönlünüze göre versin. Ürününüz bol olsun.

4 Mayıs 2010 Salı

ATEŞE DALDIK


    Yukarıdaki ateş arılığımda bulunan mangal ateşidir. Zonguldak Arıcılar Birliği olan genel kongresinde sayın Selahattin Başkan’ın isteği ile yönetim kuruluna girdik. Fotoğraf her şeyi anlatıyor,yazıya gerek yok.Dereye ıslanmak için, ateşe yanmak için dalınır.
  Ünlü yazar: "Başarı ve mutluluk bir arada olmaz." diyor. Günün yazısında, başarı istediğini elde etmek, mutluluk elde etiğini sevmektir yazıyor. Arıcılarla deneyimlerimizi paylaşıyoruz. Peteklerin nasıl saklanacağını yazmıştım. Çok güzel sonuçlar aldım. Kabartılmış peteklerde fire vermedim. Arıları bal akımına hazırlamak gerekir. Bizim yörede üretim kovanlarına takviye yapma zamanı. Üretici arkadaşlar ürününüz bol olsun.

13 Nisan 2010 Salı

DENEMELER



Kışın hazırladığım ana arı kafes çıtalarını ballıklara verdim. Çok güzel kabartıp yandaki fotoğrafta görüldüğü gibi çıtanın tamamına yumurta döşenmiş. Mayıs ayının başında ana arıyı o çıtaya alıp ana arı ızgarası ile kapatacağım. Sonuçlarını,artılarını ve eksilerini sonra görürüz.


Kara kovan balı çok talep görüyor. Petek örmek için kullanılan mumu arıların bal tüketerek ürettiklerini biliyoruz. Yandaki foroğrafta görüldüğü gibi boş çıtayı ana arı ızgarasıyla kapatıp petek yapmalarını sağlıyorum. Onları alıp nektar akımı başlayınca ballıklara bırakıp kara kovan balı almış olacağız. Ballı baba der ki: Ya tecrübe edeceksin ya da tecrübelilerinin tecrübelerinden faydalanacaksın, biz tecrübe ettik.

3 Nisan 2010 Cumartesi

YÖREMDE ARICILIK


          Arılığım Filyos-Çaycuma karayolunun kenarında olduğundan çevremde birçok arıcı arkadaş arılığımı ziyaret ediyor. Bir arıcı arkadaş ziyaretime gelip ne yaptığımı sordu. Ana arı, günlük yumurta, yiyecek kontrollerinden sonra petek düzenlemesi yapıp petek ilave ettiğimi ve şurup verdiğimi anlattım. Ben daha kovanlarıma bakmadım dedi. Konuşurken erkek arının 8-9 günde çıktığını, ana arının 11-12 günde çıktığını, hiç ana arı değiştirmediğini, sonbaharda varroa mücadelesi yaptığını, baharda yapmadığını, eski arıcı olduğunu, kitapları boşver ben daha iyi biliyorum dediğinde bal veriminde dünyada neden gerilerde olduğumuzu anladı. Daha önceki yazımda biz arıcılar her şeyi biliriz demiştim, gerçekten arıcılar her şeyi biliyor.
         Bir başka arıcıyı ziyarete gittiğimde o da hiçbir kovan kapağı açmamış. Kontrol yaptın mı, diye sordum. Dışarıdan yapıyorum, arılar çalıştığına göre iyiler dedi. Bunlar gibi daha niceleri şaka değil gerçek! Arıcı sitelerini ziyaret ettiğimde çok güzel gelişmeler oluyor. Oğul vermeyen arıya servet veririm diyorlar, bizim arıcılar oğul alırız arıyı bu şekilde çoğaltırız diyorlar.12 ay varroa mücadelesi yapılıyor, bizim yörede ne kadar ve nasıl yapıldığı belli değil.Çaycuma’daki arıcılık bu noktada, daha nice örnekleri vermedim.Tek sevindirici yanı bu arıcıların arıcı birliklerine üye olmaması.Yalnız üye olmayanların sayısı üye olanlardan çok çok fazla.Biz eğitimin önemini anlatıyoruz ama kat edeceğimiz çok mesafe var anlaşılan.

6 Mart 2010 Cumartesi

ARI KAYIPLARI

   Bu sene arı kayıplarım çok fazla oldu. Şu anda %17. Emekli olduğum 2002 yılından bu zamana kadar arıcılıkta hedeflediğim noktaya geldim. Her sene koloni sayısını ve aldığım bal miktarını artırmak olan hedefime ulaşmış durumdayım. İlk koloni kayıplarında çok üzülmüştüm. Artık normal karşılıyoruz ancak her sene %3 civarında olurken bu sene çok yüksek oldu. Sebeplerini araştırdım, analiz yaptım. Kendi söylediklerimi kendim uygulamadım. Hatam şu oldu: İlkbaharda gösterdiğim ilgiyi sonbaharda gösteremedim. İstediğini almışlığın rahatlığıyla kışa erken girdim. Başkanımın normal demesi teselli oldu. Kalanlar bize yeter. Arıcıların benim hatamdan ders alması dileğiyle tüm arıcılara başarılar.
Not: Çevremde de bu şekilde kayıplar yaşanmıştır.

29 Ocak 2010 Cuma

TÜRKİYE’DE ARI TÜRLERİ VE IRKLARI


    Dünyada günümüze kadar bildirilen 11 adet bal arısı türü bulunmaktadır. Ülkemizde bölgelere göre değişik arı ırkları bulunmaktadır. Trakya, Ege, Orta Anadolu ve Akdeniz kıyı şeridinde Apis mellifera Anatolica, Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi ve Doğu Karadeniz Bölgesinde A. m. Caucasica, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ise A.m. meda.( İran arısı) ırkı arılar yaygın olarak bulunmaktadır. Ayrıca bazı bölgelerde A.m. Anatolica’nın ekotipleri(Doğu Ege Adaları, Muğla ve Trakya arısı) ve Suriye arısı ( A.m. Syriaca) da görülmektedir. ( Kaynak: Uludağ Arıcılık Dergisi)

    Türkiye gen kaynakları, ekipman ve flora yönünden dünya ülkeleri arasında en ön sıralarda yer almaktadır. Ülkemizdeki belli başlı arı ırkları İtalyan Kafkas, Karniyol ve yerli ırklardır. Her ırkın yörelere göre bitki örtüsü, rakım ve nektar kaynağı ve iklim durumlara göre artıları ve eksileri vardır. İtalyan ırkı: sakindir, çoğalma kabiliyetleri fazladır. Yavru büyütme yeteneği fazladır. İlkbaharda kuvvetli koloni oluştururlar, bol nektar toplayarak çok bal yaparlar. Oğul verme meyli zayıftır. Üstün petek örme özelliği vardır ama ılıman iklimde yetişir, obur oldukları için kışın fazla bal tüketirler, yön tayin etme duyguları zayıftır ve yağmacılığa eğilimlidirler. Karniyol Irkı: en sakin ve uysal arıdır. Yavru üretme kabiliyetleri çok iyidir. Küçük aileler halinde kışladıklarından yiyecek tüketimi azdır. Polen olursa yavru büyütme uzun süre devam eder, çok sert iklim şartlarına dayanır, yön tayini ve kovanları bulma duyguları kuvvetlidir. Yağmacılığa meyilli değildir ama çok az propolis kullanırlar ve bu yüzden yavru hastalıklarına karşı hassastırlar. Sonbaharda ailenin nüfusu süratle azalır , oğul verme eğilimleri yüksektir. Kafkas ırkı: En uzun dile sahiptir, uysal ve sakindir, yavru verimleri yüksektir ve kuvvetli aileler meydana getirir, oğul verme meyilli zayıftır, propolisi çok kullanırlar. Bal verimleri yüksektir ama en kuvvetli oldukları devre yaz ortasıdır. Nosema hastalığına karşı hassasiyetleri dolayısıyla kuzey bölgelerinde kışlama durumları pek iyi değildir, yağmacılığa meyillidir.
     Evet, değerli arıcılar her ırkın iyi ve kötü özellikleri vardır. İtalyan arısını çok iyi anlattıkları veya çok iyi pazarladıkları için Türkiye’nin her tarafında aynı ırkla çalışmak mı gerekir? Her arıcı kendi bölgesinin iklim koşulunu, rakımını, nektar kaynağını, nektar akış zamanını bilir ve arısını ona göre hazırlar. Birçoğumuzun bilmediği, birçoğumuzun adını uymadığı arı virüs hastalıkları vardır.
    Bana göre olumsuz kış şartlarına çok dayanıklı, iklim koşullarına uyum sağlayan hastalıklara dayanıklı yavru ve bal üretim kabiliyetleri yüksek yerli ana arı yetiştirmeli ve yerli Anadolu ırkıyla çalışmalı. Anadolu arısı ( Apis Mellifera Anatolica), İngiltere ve ABD’ye götürülerek bu ülkelerdeki ıslah çalışmalarında kullanılmıştır.

18 Ocak 2010 Pazartesi

BİLGELİK DE BİR YERE KADAR

      Hepimizin çevresinde bilge insanlar vardır. İnsanların başı sıkıştığında başvurduğu, açmazları açtıran çıkmazlara çare bulan bilge insanlar son zamanlarda televizyon dizilerinde gündemde. Gazetelerin köşe yazılarına da konu olan Ramis Dayı her konuda atasözü veya özlü sözlerle insanlara yol gösteriyor. Herkes başvuracağı bir bilge kişi –Ramis Dayı- arıyor.

    Bilge insan yanındaki üç kişi ile beraber sokakta yürüyormuş. Yanındakilerle sohbet edip ilerlerken yol kenarında adamın biri elindeki sopa ile eşeğini dövüyormuş. Yanındakiler durup bilge insana bakmışlar. Görmezden gelip yürüse olmayacak, bir şeyler söylemek gereğini düşünmüş. Adam dönüp: “Evladım, şiddete başvuranlar günün birinde şiddete maruz kalır.” demiş. Adam dönmüş bilge kişiye: “ Evet, amca o söylediğiniz sözü ben de biliyorum da eşeğe öğretiyorum. Yem verip tımar ederken beni tepti, şiddete başvurdu.” Bilge insan bunun karşısında yoluna devam etmek zorunda kaldı.

6 Ocak 2010 Çarşamba

KIŞIN NE YAPILIR?

    Saha çalışmalarını bitiren arıcılar, kışın atölyelerde ilkbahara hazırlık yaparlar. Arıcı arkadaşım Ekrem: "Şu bahar gelse de arılarla çalışmaya başlasak." diyor. Kışın, kovan ve çıta ihtiyaçlarımızı karşılarız.

   Ben önümüzdeki sezon ana arı kafes çıtası uygulamayı düşünüyorum. On adet yaptım. Deneme amaçlı, üretim kovanlarında uygulayacağım. Bal akımından bir ay önce ana arıyı kafes çıtasına almayı düşünüyorum. 5 seneden beri koloni takip dosyası tutuyorum. Ana arıların verimsizlerini  kısa zamanda, bütün ana arıları ise 2 senede mutlaka değiştiriyorum. Ana arısı yaşlı koloniye mi yoksa genç olan koloniye mi uygulasam karar veremedim. Sonuçlarını sizlerle paylaşırım inşallah. Sabit arıcılık yapıyoruz. Kestane balı değerli, nektar kaynak paylaşımı nedeniyle bol değil, verimi artırmak zorundayız.
    Bizler uzman ve usta arıcıların bilgilerinden faydalanıyoruz. Bizler de arıcılıktaki gelişmeleri deneme kovanlarında uygulayıp randıman alırsak bilgimizden faydalanmak isteyen arıcı arkadaşlara tavsiye ederiz.


31 Aralık 2009 Perşembe

YENİ YIL




   Yeni yılınızın  sağlık, mutluluk ve huzur getirmesi dileğiyle iyi yıllar.

26 Aralık 2009 Cumartesi

ÇAYCUMA’DA MADEN VE EĞİTİM

     Maden kömürünün Zonguldak’ta bulunmasından sonra Zonguldak’ın nasıl geliştiğini hepimiz biliyoruz. Çaycuma insanlarına maden çok şey vermiştir. Bir insanın rahat yaşamını sağlayabilmesi için gerekli olan ekonomik gücü sağlamıştır. Sağlıklarının karşılığında onlara ev, eşya, araba hatta hesabını bilenler için yazlık veya ikinci ev sağlamıştır.( hayatta eksiler ve artılar birbirini tamamlar.) Maden, insanların yaşamı olmuştur. Eğitime yeterince değer verilmemiştir. Analar, çocuklarına: “Oğlum okuyunca ne olacak, önemli olan çalışıp para kazanmak değil mi? Yaşın gelince madende işe girer çalışırsın. Askerlikten sonra bir de evlendiririz. Hayatını devam ettirirsin. Okuyup sıkıntılara girmenin ne anlamı var?” diyorlardı. Ta ki 1980lere gelindiğinde denizin bitip karanın görüldüğü zamanlara kadar. Analar baktılar ki yaşı gelen madene giremiyor. “Oğlum oku, okumayana ekmek” yok demeye başladılar. Ondan sonra eğitime önem vermeye başlandı ve eğitim tüm Türkiye’de olduğu gibi Çaycuma’da da insanların hayatında gerçek yerini aldı. Çaycuma insanları, eğitime karşı o kadar özverililer ki sadece Türkiye’nin en iyi üniversitelerinde değil yurt dışında da birçok üniversitede Çaycumalı öğrenciler eğitim görüyor. Türkiye’nin her yerinde Çaycumalı bürokratlar ve bilim adamları yerlerini alacaktır. Dünyamızın yükselen değeri bilimdir ve bilime ulaşmanın yolu eğitimdir. Çaycuma’ya eğitim kurumu kazandıran Yurtbay ailesine sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Çaycuma’da eğitime gerekli önemi veriyorlar, karşılığını mutlaka alacaklardır.

    İnsanlar geldiği noktayı, sahip olduğu birikimi hiçbir zaman yeterli görmemelidir. Ne kadar fazla bilgi birikimi olursa olsun hala öğrenecek çok şey vardır.

17 Aralık 2009 Perşembe

BARTIN'DA EĞİTİM SEMİNERİ


Bartın Arıcılar Birliği Başkanı Sayın Harun LERMİ arıcılara eğitim semineri düzenledi. Konuşmacılar Sayın Harun KULOĞLU ve Sayın Selahattin GÜNEY'di. Harun Bey arı ölümlerinin nedenleri ve çözümleri hakkında  güzel bir sunum sundu.
Selahattin Bey  arı ürünleri ve varrao hakkında izleyenleri bilgilendirdi. Arı ürünlerinden baldan başka bir şey bilmeyen biz arıcılara kırk yıllık eğitimcilik deneyimiyle kendine hayran bırakan bir konuşma yaptı. Bizi bilgilendirdikleri için kendilerine sonsuz teşekkürler.
Birçok konuda karamsar olsam da arıcılığın gelişimi konusunda çok iyimserim. Seminerlere her geçen gün daha çok arıcı katılıyor. Arıcıların bilgiye açık ve aç olduklarını gördüm. Arı kolonisi, gen kaynakları, ekipman ve filora yönünden dünya ülkeleri arasında en ön sıralarda yer alan Türkiye bal üretiminde ön sıralarda değildir. Bu açığı eğitimle aşacağız. Bu konuda arıcı birlikleri üzerine düşen görevi yapmaktadırlar.

6 Aralık 2009 Pazar

BAKIŞ AÇISI


        Hepimizin çevresinde ön yargılı ve kendi doğruları ile yaşayan insanlar vardır. Trende aynı kompartımanda yolculuk yapan 4 kişiden biri Nazi subayı, biri Yahudi, biri orta yaşlı bayan ve biri de genç bayandır. Tren tünele girdiğinde trenin ışıkları yanmaz; karanlıkta bir öpücük sesi ve ardından bir tokat sesi duyulur. Tren tünelden çıktığında Nazi subayının yüzünde beş parmak izi vardır. Tokadı Nazi subayının yediği bellidir. Nazi subayı der ki :(içinden) Yahudi kızı öptü, tokadı ben yedim. Genç bayan der ki: Nazi subayı orta yaşlı bayanı öptü; o da subaya tokat attı. Orta yaşlı bayan der ki: Nazi subayı genç bayanı öptü, o da subaya tokat attı; oysa beni öpseydi sesimi çıkarmazdım.


     Bir olay ve 3 yorum kendi bakış açılarına göre herkes doğruyu bulmuş ama bir gerçek var. Yahudi der ki: Tren tünele girdiğinde karanlıkta kendi elimi öpüp, Nazi subayına bir tokat atmam çok iyi oldu :)

4 Aralık 2009 Cuma

ARILARDA KIŞ KAYIPLARI

   
    Çevremde arıcı arkadaşlar arı kayıpları olduklarını haber verdiler. Yaptığım kontrollerde çoğunun arılarının kovanlarını terk ettiğini, bazılarının ana arı bir avuç işçi arı olduğunu gördüm. Birçok yerde görülen koloni çökme sendromu zannettim. Arı kayıpları olan arkadaşlar az sayıda koloni ile arıcılık yapan arkadaşlardır.


       Kışın arı kayıplarının normalde % 85-90’ı insan hatalarından kaynaklandığını uzmanlar söylüyor. % 10-15 arı kayıpları normal sayılıyor. Daha önceki yazılarımda sonbahar bakımı ve kışa hazırlık yazılarımda arıcıların yapması gerekenleri yazmıştım. Kayıpları olan arkadaşlar kanımca gereken ilgiyi gösteremediler. Ben arıları kapattım, tüm arıcı arkadaşlara kayıpsız bir kış dönemi geçirmesini dilerim.

20 Kasım 2009 Cuma

PARAYI NASIL TUTMALIYIZ?



      Dünyada herkesin kenarından köşesinden ilişkilendiği bir konu olan para hakkında yazmak istedim bu yazımda. Geçenlerde katıldığım nişan töreninde makas kurdeleyi kesmiyordu; makasa para değince kesmeye başladı. Para her kapıyı açar dediler. Paranın varlığı derttir; ama yokluğu da yara. Para saadet getirmezmiş, para ile imanın kimde olduğu bilinmez de para söz konusu olunca herkesin dini birdir. Paraya dağlar bile yol verir. Paralı arabasını dağdan aşırır, parasız düz yolda bile şaşırır. Parayı iyi kullanmalı yoksa para seni kullanır. Kalpazanlar sahte para basar; para da sahte insanlar yaratır. Paranın yüzü sıcaktır. Para parayı çeker ama parayı zaptetmek ( deliyi zaptetmekten) zordur. Paranın konuştuğu yerde vicdan susarmış. Para çok iyi bir hizmetkar ancak çok kötü bir sahiptir. Para insana sahip olduğunda o insan, insan olmaktan çıkıyor. İnsan paraya sahip olduğunda para artık önemli olmaktan çıkıyor. Dünyada fakir insan paradan başka hiçbir şeyi olmayandır. Para çok şeydir ama her şey değildir. Parayı kazanmak değil harcamak önemlidir. Para amaç değil araç olmalı.
Para önden gidip insana bütün yolları açar. ( Shakespeare)
Eğer paranın değerini bilmek istiyorsan git bir kimseden borç iste.
(Benjamin Franklin)
    Parayı bir kuşu tutar gibi tutmalıyız. Kaçmayacak gibi sıkı; öldürmeyecek kadar rahat tutmalıyız.


30 Ekim 2009 Cuma

BALIN İYİSİ NASIL ANLAŞILIR?



     Bal tüketicilerinin kendilerine göre analiz yöntemleri vardır. Kimileri gazete kağıdına dökerek yakarlar; bal yanmaz ise iyidir, derler. Bazıları kokusundan anlar, bazıları da kaşıkla dökerek ip gibi uzamasından balın iyisini anlarlar. Kendi açısından haklı olabilirler ancak teknolojinin gelişmesinden tüm insanların faydalandığı unutulmaması gerekir. Balın iyisi sadece tahlil sonucu anlaşılabilir.

       Bal olgunlaştıktan sonra hasat edilir.( olgunlaşma ise balın ortalama %17,8 su içermesidir.) Halk arasında kristalleşen bal, sahte bal sanılmaktadır. Balın kristalize olması nektar kaynağına bağlıdır. Balın kristalize olması çoğu kişinin sandığı gibi balın bozulması değil; fiziksel olarak şekil değiştirmesidir. Nektar kaynağına göre bazı ballar geç, bazıları erken, bazıları hiç kristalize olmaz. Glıkoz / su oranı 1, 70 düşük olan ballar şekerlenmemektedir. 2,10’un üzerinde bir orana sahip ballarda ise şekerlenme kısa sürede tamamlanmaktadır. Balda polen içeriğinin fazla olması hızlı kristalize olmasına ve bunun sonucu da kolaylıkla fermantasyonuna neden olur. Ayrıca balın kristalleşmesine depolama sıcaklığı ve üretim yapılan yerin rakımına da bağlıdır. Kristalleşen bala sahte ve kalitesizdir diyemeyiz.
     Balın bozulmaması ve şekerlenmemesi için serin ve karanlık bir yerde, güneş olmayan bir yerde saklanması gerekir. Isı farkı olmamalı, buzdolabında balın yapısı bozulabilir. Kavanozun kapağı açık kalırsa nem alır ve tadı kaçar. Balın iyisi ancak laboratuarda tahlil sonucu anlaşılabilir.

20 Ekim 2009 Salı

ANI DEFTERİMDEN


    Yaptığımız iyi işlerin başkaları tarafından fark edilip takdir edilmesi bizleri mennun ediyor. Arılığımı ziyaret edenlerin yazdığı anı defterimdeki yazılardan bazılarını sizlerle paylaşmak istiyorum. Ankara Üniversitesi öğretim üyesi Sayın Doç. Dr.  İrfan KANDEMİR hocamın yazısını aynen aktarıyorum.
      Sevgili Hasan Abi,
  Derslerin yoğunluğundan daha önce o kadar aramana rağmen malesef zamansızlıktan dolayı gelemediğim için özür dilerim. Ancak şimdi ne kadar hata yaptığımı anladım. Keşke daha önce sizlerler tanışmış olsaydım. Zararın neresinden dönersek dönelim kardır ve ben şu anda karda olduğumu düşünüyorum. Göstermiş olduğunuz ilgi ve alakadan müteşekkirim. Sizler ne kadar bilgilenmiş iseniz bilin ki bu karşılıklıdır ve ben de sizler kadar bilgilenmiş bulunmaktayım. Bilginin sadece kitaplarda değil  değişik yer ve kişilerde olduğunu her zaman söylerim ve ne kadar çok kişi ve yer görürsem  o kadar bilgili olacağımı da bilmekteyim. Sizler gibi çalışan kişileri görmek her zman ufkumu açmıştır. Onlarca genç iş yok derken sizlerin böyle çalışkan olması ve bazı şeyleri yoktan var etme çabalarınız karşısında şapka çıkartmak gerekir. Bu çabalar yanında biz de arıcılığı geliştirmek için gösterdiğiniz çalışmalar için sizleri tebrik eder, her zaman en ufak işlerde dahi sizlere yardımda bulunmaktan kıvanç duyarım. Saygılarımla Doç. Dr. İrfan KANDEMİR

GEZİP GÖRDÜKLERİMİZ...




     Hayırlı bir iş için gittiğimiz Türkiye'nin en doğusu Iğdır'da çevreyi gezme fırsatımız oldu. Alican sınır kapısını gördük. Doğubeyazıt'ta  sadece orada bulunulabilen meşhur Abdigöl köftesini tattık. Ağrı Dağı'nı her açıdan görme fırsatımız oldu. İshak Paşa sarayını ziyaret ettik. Fenerbahçe eski yöneticisi, iş adamı Sadettin Saran beyefendi ile tanışma fırsatı elde ettik.  Güzellikleri sizlerle paylaştık.


11 Ekim 2009 Pazar

BAL TÜKETMİYORUZ!




    Bal bir besin ve enerji kaynağı olarak tüketilir. Bal yüzlerce yıldır insanların birçok derdine derman olan harika besin ,mucizevi bir maddedir.Vücuttaki kalsiyumun tutulmasında, kandaki alkolün etkilerini gidermede,yanıklar olmak üzere bakteriyel gelişmenin durdurulmasında ve hızlı enerji sağlamada bal çok faydalıdır.Bir yaşından küçük çocuklar bal ile beslenemez.Bal çabuk enerjiye dönüştüğünden sporcular güç vermek ve yorgunluklarını hafifletmek için kullanılabilir.Koyu renkli balların kan yapıcı özelliği açık renkli ballara kıyasla daha fazladır.Yöremizde de bulunan koyu renkli ballardan olan kestane balı, mineral bakımından çok zengindir.Diğer ballarda bulunmayan 40 adet bileşik kestane balında vardır.Tıbbi ballar arsında kabul edilen kestane balı geç kristalize olur.Farenjit, astım, kansızlık durumlarında iyileştirici özelliği vardır.Kestane balı yapılan çalışmalarda mide ülserine iyi geldiği tespit edilmiştir.Bal hastalık için ilaç değil yan üründür, koruyucudur.Bal sıcak içilirse 7 dakikada,soğuk içilirse 15 dakikada kana karışır. Balın içerisinde su, karbonhidratlar, mineral maddeler, proteinler, enzimler ve vitaminler bulunur.Tüketiciler kristalize olan balı hileli olarak düşünürler.Balın şekerlenmesi bozulma olmayıp, elde edildiği kaynağa göre oluşabilen doğal bir olaydır.Bal üretiminde Dünyada yedinciyiz,tüketimlerde çok gerideyiz.Türkiye’de kişi başına düşen yıllık bal tüketimi 800 gramda kalırken, AB ülkelerinde bu oran 2 kiloyu buluyor. Bal üretiyoruz ama tüketmiyoruz.Sağlıklı yaşam için bal tüketin, baldan vazgeçmeyin.

1 Ekim 2009 Perşembe

DİNLENME VAKTİ

  Yoğun geçen bir sezon sonunda kendimize zaman ayırıp İzmir Özdere Grand Efe otelde arıcı arkadaşım Ekrem Köse ile güzel bir tatil geçirdik.  Bir yılın yorgunluğunu atmaya çalıştık. Bir gün de İzmir' i gezdikten sonra Ankara'ya geldik. Kısa bir Ankara gezisi sonrası tatilimiz sona erdirdik. Fotoğrafları da sizlerle paylaşmak istedik. Görüşmek dileğiyle...




23 Eylül 2009 Çarşamba

PETEKLERİN SAKLANMASI

   1 kg bal mumu için arılar ortalama 8–15 kg bal tüketir. Arıcılıkta verimin artırılabilmesi için kolonilere bal zamanı petek işletilmemeli, kabartılmış petek verilmelidir. Bir kat petek işlenmesi 40–50 kg bala bedeldir. Her petek işlemi için 3kg bal gider. Bu nedenle arıcı peteğinin iyi saklamak zorundadır. Arıcı arkadaşlar, önemini anlamak için aynı düzeyde iki arının birine kabartılmış petek, diğerine kabartılmamış petek verip deneyebilirsiniz.
   
    Petek saklamada daha önce ceviz ve defne yaprağı denedim ama randıman alamadım. Saklamayöntemleri; kükürt yakmak, organik asitlerden formik asit ve asetik asit kullanmaktır. Petek saklamak üst katta da olabilir. Ben soğuk şoklama yöntemini kullanıyorum. Dipfrizde en az iki saat kaldıktan sonra naylon poşete koyup ağzını bantlayıp resimdeki gibi rafa diziyorum.




Bizim böyle imkânımız yok derseniz  yan taraftaki resimdeki gibi büyük naylon poşete koyup ağzını güzelce kapatırsınız. Boş kovanların içine hava almayacak şekilde de saklayabilirsiniz. Yayına başladığımız günden bu güne kadar zamana bağlı olarak öğrendiklerimizi ve bilgilerimizi paylaştık. Şimdi ne yapalım derseniz, kendinize zaman ayırın, dinlenmeyi hak ettiniz. Sağlık ve mutluluklar dileğiyle…

20 Eylül 2009 Pazar

RAMAZAN BAYRAMI

    
    Bir derviş,  bir kucak elmayla bayırlar aşan bir gence rast gelmiş. Derviş: " Nereye gidersin, o kucağına ne doldurdun? diye sormuş. Uzak bir tarlayı işaret ederek: "Sevdiğim orada çalışıyor, ona elma götürüyorum" demiş. Derviş: "Kaç tane" diye sormuş birden. Genç gayet sakin halde demiş ki " İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç.." Usulca koparmış derviş elindeki tesbihini. Sayısız sevgi ve selam olsun. Bayramınız mubarek olsun.

17 Eylül 2009 Perşembe

KADİR GECENİZ MÜBAREK OLSUN


     
  Kadir gecesi köyümüz camisinde beş arkadaş iftar yemeği verdik. 200 ün üzerinde misafirimiz vardı. Herkesin ayağına sağlık . Güzel bir akşam oldu. Davetimize icabet eden herkese teşekkürler. Yaşı ellinin üzerinde olan bizler nostaljiye meraklı oluruz. Eskileri özleriz. Eskiden ramazanlarda köy odasında büyüklerimiz tepsi ile yemek getirip samimi bir ortamda iftar açarlardı, çok güzel olurdu. Bizler de bu şekilde samimi bir ortam yaratmaya çalıştık. Tüm Müslüman aleminin kadir gecesi mübarek olsun.